Shy by Can Berkol

Shy by Can Berkol

Elde Var Sıfır

Bazen günler nasıl geçecek diye dövünüyorum; o kadar ağır oluyor ki yüreğim, o kadar dolu oluyor ki kafam, saatin tik taklarına takılıp kalıyorum.

Sonra bir bakıyorum, geçmiş bile o geride kalması gereken günler. Ama elde var yine sıfır. Bir yerler de bir şeyleri atlıyorum ama neyi? Söylemedim desem, söyledim; yapmadım desem, yaptım; vazgeçtim desem, hayır geçmedim. Ama arada bir şey atladım. Peki neyi?

Tüm saniyeleri saydım teker teker. 1,2,3,4.... Ardı arkası tükenmedi saydığım sayıların. Unuttuğum ne peki; saniyelere biraz fazla mı takıldım acaba? Zamanı izlerken hayatı mı unuttum? Hayatı unutmak da sorun değil aslında. Asıl hayatla beraber kimleri unuttum, kimleri kaçırdım kendimden; bunu sorguluyorum şimdi.

Geç oldu biraz değil mi?

Kim keşfetmişse saati, kim farketmişse zaman diye bir akış olduğunu, neden böyle bir arayışa girmişler bir türlü anlayamıyorum. Zaman olmasaydı, bir şeyler ölçme, biçme merakı da olmayacakmış gibi. Zaman olmasaydı, beklemek ve beklentiler içerisine girmekte olmayacakmış gibi. Zaman olmasaydı, söylemekte ve yapmakta gecikmeler olmayacakmış gibi. Zaman olmasaydı, düşünceler de yalnızlık da olmayacakmış gibi.

Yine geçti dakikalar; yazarken, okurken, düşünürken, düşlerken... Ve yine elde var sıfır!

Acaba düşünmek mi zarar, zamanı düşünerek harcamak mı? Zaman olmasaydı düşüncelerle harcanacak bir şey de olmayacaktı ve belki de düşünmek yerine insanlar yapmaları gerekenleri yapacaklardı. Belki, insanlar, duygularını düşünmeden açacaklar, sevdiklerini kovalayacaklar, sevmediklerine üzülmeyecekler ve istediklerini yapamayıp, istemediklerini yapmak zorunda kalmayacaklardı.

Zaman, tüm sıkıntıların çözümü, tüm acıların ilacı...

Peki ya ihtiyacımız olan aslında bir haptan daha fazlasıysa? Gerçeklerle yüzleşmekse ihtiyacımız örneğin..? Tik taklar tıkırtılara, tıkırtılar takıntılara dönüşmüş hayatımda zamana takılıp, kalmak ister miydim ben? Ama takıldım işte; tüm eksikliklerimi zamanın doldurması dileğiyle. Bu bir bağımlılık değildir de nedir ya?

Hanginiz benden farklısınız, bana bunu söyleyin? Saati sorduğunuz kadar, bana hatırımı sordunuz mu? Bir buluşmamız da saate bakmadan, unutarak zamanı benle oldunuz mu? Beni bir kenara koyalım, aynada kendinize ne kadar tahammül edebiliyorsunuz? Zamanı düşünmekten kendimize tahammül edemeyecek kadar unutmuşuz kendimizi ve daha da önemlisi yanımızdakini.

Bu kadar yazı, bu kadar düşünce, ve geçen bunca zaman.. Elde var yine sıfır. Zamana bu kadar bağlıyken, ne sen bana yanaşabilirsin, ne de ben sana...

Zamanla geçirdiğim onca anın ardından ama ayrılık, ama vefat sevdiğimden uzakta ağlarken yine zamanı düşünmek yalnızlığımı azaltmayacağı gibi seni bana hepten yabancılaştıracak. Daha evvel olmadı mı sanıyorsun; olmasa bu kadar net nasıl fikir beyan edebilirim? Aynısını sen de yaşadın, yaşamadın mı?

Sonunda zamanı unutacağız. Bir tebessümle; seçimlerin geç de olsa kendimize ait olmuş olduklarının bilinci ile bakacağız birbirimize. Zamanın bahane üretmek için yaratılmış boş bir olgu olduğunun bilinci ile, elde var sıfır diyerek iç geçireceğiz belki. Belki de son bir şans, son bir ümit verilirse diye yapamadıklarımızı yapmak, söyleyemediklerimizi söylemek için birbirimize bakıp hazır da bekleyeceğiz. Hayatı ve beraberinde unuttuğumuz kişiler hatırlayıp, belki de gerçekten söyleyeceklerimizi söyleyeceğiz, yapacaklarımızı yapacağız..

Belki...

  • Equipment

    Canon 5D
    Canon EF 28-90mm f/4-5.6 II USM

  • Shooting Specs.

    Date Published: October 20, 2010
    Date Taken: May 05, 2007
    Aperture: f/5
    Shutter Speed: 1/100
    ISO: 400
    Focal Length: 90 mm

  • Post-Processing

    Crop applied. Shadows strengthen.

  • Notes

    This was taken during a day when I was full in thoughts. I pressed the shutter as a reflex; it was not a conscious move.

  • Coming soon...

Leave Comment





* Required FieldsPOST COMMENT